Bir tezgah ışıksız kalabilir, yeter ki tutkusuz kalmasın!
“10-16 Mayıs Engelliler Haftası” etkinliklerin temel amacı bedensel ve zihinsel engelli insanların yaşadıkları zorluklara dikkat çekmektir. Ülkemizde de düzenlenen etkinliklerle engelli vatandaşlarımızın ihtiyaçları giderilmekte ya da gönüllerince eğlenebilmeleri sağlanmaktadır.
Ancak engelli vatandaşlarımızı bu etkinlikler nedeniyle hatırlamak yaptığımız en büyük algı yanlışlarındandır. Ülkemizde engelliler için yapılan düzenlemelerin bile oldukça yeni olduğu düşünüldüğünde, toplumuzun göz ardı ettiği önemli bir konu olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Birkaç yıldır bu konuda farkındalık kampanyaları düzenlenmektedir. Bu reklam kampanyalarının temel amacı özellikle bedensel engelli arkadaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak adına yapılan düzenlemelere engelli olmayan vatandaşlarımızın saygı göstermesini sağlamaktır. Sürdürülen kampanyalara rağmen engelliler adına düzenlenmiş hiçbir yaşamsal alana saygı göstermediğimiz de yapılan haberlerle ortaya konmaktadır.

Nitekim geçirdiği bir kaza sonucunda tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir balet arkadaşımızın çekmiş olduğu aşağıdaki video engelli vatandaşlarımızın yaşam alanına ne kadar ilgisiz gözlerle baktığımızı da kanıtlamaktadır.
Cemil Meriç’i anlatmak istiyorum size. Engeline rağmen okumaktan vazgeçmeyen bu değerli Türk aydının hikayesi bu konuda bize yol gösterecektir. Cemil Meriç, yıllarca göz problemleriyle uğraşmıştır. Doktorların bütün uyarısına rağmen okuma tutkusundan asla vazgeçmemiştir. Solgun ışıkta okumak onu çok yorduğu için masanın üzerine sandalye koymakta ve saatlerce okumaktadır. Göz değeri sürekli yükselmektedir. Eşi Fevziye Hanım sürekli Cemil Bey’e destek olmaktadır. Nitekim aile dostlarını ziyaret ettikleri bir gün Cemil Bey, eşinin kolunda dikkatle yürümesine rağmen merdivenlerden düşmüştür. Ayağa kalktığında eşine döner ve ‘Fevziye elektrikler mi kesildi?’ diye sorar. Artık onun için ‘karanlık bir dünya’ vardır. Ancak ailesi, öğrencileri, sevdikleri onu asla yalnız bırakmaz. Onun okuma tutkusunu bilen herkes ona dönüşümlü olarak kitap okur. Aslında Cemil Meriç’in başına gelen bu olayda dikkat çekmek istediğimiz önemli bir nokta var: ‘Engellerin kaldırılabileceğine olan inancımız.’
Nitekim Cemil Bey’in gözlerini kaybettikten sonra başına gelebilecek iki senaryo vardır. Ya hayata küsecek ya da sevdikleri tarafından hayata bağlanacaktı. Hayata küsmemesinin tek nedeni Cemil Bey’in çevresindekilerin engel tanımayan güzel zihinleriydi.
Peki, engelli vatandaşlarımız için neler yapabiliriz? Ekonomik gücümüz onların sağlık masraflarına yardımcı olmaya yetmeyebilir ancak onların hayatını kolaylaştırmak için onlar adına yapılan çalışmalarda gönüllü olarak çalışabiliriz. Onlar için yapılmış yollara arabamızı pekâlâ park etmeyebiliriz. Onların toplumda görünmez bireyler olmasını engelleyebiliriz. Belki de sadece senede bir gün değil sürekli hale getireceğimiz etkinliklerle onların mutlu olmasını sağlayabiliriz.
Bütün bunları başarabilmek için önce kendi zihnimizden ‘engelleri’ kaldırabiliriz.
Amacına ulaşan bir hafta olması dileğiyle…
Edebiyat öğretmeni olmanın yanında çocukluk hayalinin peşinden emin adımlarla ilerliyor. Kendi platformunu oluşturarak dostlarını bir araya topladı. Dostlarıyla sanatın her alanında üretim yapıyor ve inatla yapmaya devam edecek. Saplantılı edebiyat takipçisi. Kimi zaman Kafka’nın böceğinin peşinde, kimi zaman Slyvia Plath’in kafasını soktuğu fırının içinde. Kimi zaman Dostoyevski’nin yarattığı ‘Öteki’ ile ilgileniyor.
