19. yüzyılda orta sınıfın güçlenmesiyle birlikte Fransız resminde de yaygınlaşan tür, Manet ve Courbet gibi sanatçıların gerçekçilik anlayışlarıyla birlikte daha ayrıntıcı bir hal almıştır. Bu anlayışla beraber ressamlar kendilerine sipariş veren kişileri kilisede, evlerinde, mutfaklarında ve yatak odalarında bile gözlemlemişlerdir.

Manet – Olympia

Manet – Emile Zola’nın Portresi

Manet – Folies Bergere’da Bir Bar

Courbet – Sanatçının Atölyesi

Courbet – Tahıl Elekleri
Delacroix’nın cariye resimlerinde kullandığı mekan çerçevesi ile birlikte enteriyör resimleri erotik bir atmosfer kazanırken, Batı’ya yayılmakta olan oryantalizm de kendini ilk bakışta belli etmektedir.

Delacroix – Büyük Odalık

Delacroix – Sardanapalus’un Ölümü

Delacroix – Türk Hamamı
19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan izlenimcilik akımı etkisi ile iç mekan da resme hakim olan ışık, nesneler ve figürler kadar önem kazanmıştır.

Degas – Dans Sınıfı

Degas – New Orleans Pamuk Borsası

Renoir – Piyanoda İki Genç Kız

Renoir – Kitap Okuyan Genç Kadın
Van Gogh ise kendinden önceki sanatçılar gibi figürleri kullanarak ortaya koyduğu enteriyör resimlerin yanı sıra, boş bir odanın veya tek başına bir iskemlenin ruh durumu figürleri aratmayacak kadar zengindir.

Van Gogh – Patates Yiyenler

Van Gogh – Yatak Odası

Van Gogh – İskemle
20. yüzyılda ise Pieter Bonnard ve Matisse resmettikleri boş odalar ile Van Gogh’un izinden giderken, zengin renkler ve dekoratif ögelere yer verilen “entimist” türünü yaratmışlardır. Ayrıca bu yapıtlar üretilirken Matisse ile fovizm akımı ortaya çıkmıştır.

Pieter Bonnard – Ayakta Çıplak

Matisse – Kırmızı Oda

Matisse – Dans
Yine aynı yüzyılda resim dışında yerleştirme ve birleştirme tekniklerinin bütünleşmesiyle birlikte çevresel sanat ortaya çıkmış ve enteriyör türü günümüze kadar bu şekilde evrilerek kendini göstermiştir.

Gerhard Richter – 4 Glasscheiben

Cornelia Parker – Cold Dark Matter: An Exploded View

Baptiste Debombourg – Turbo

Baptiste Debombourg – Aerial
11 yaşındayken kendine bir hikaye defteri edinip uyumadan önce hikayeler yazıyorken, hayatta hangi yola saparsa sapsın mutlaka ama mutlaka isminin başına “yazar” sözcüğünün getirileceğini hissediyor olmalıydı. Sanatın içine doğmuş bir çocuktan aksi beklenemezmiş gibi, zamanla yolunu sanat tarihine doğru çizdi. Ve halen İstanbul Üniversitesinde Sanat Tarihi ve Tarih bölümlerindeki eğitimlerine devam etmektedir.
