gardiyanlar diyeceğim bakın
ülkemin gardiyanları
taş ve şeytan yer değiştirmiş
kimselerin kurtulamadığı aşıklara kalmış memleket
gardiyanlar
yabancı dillerin ağırlığında bekleyin toprağı
birtakım elektronik sesler yankılanıyor en dibinden dünyanın
kulaklarım elinde ıskalanmış kadınların omuzlarını tutuyor
kulaklarım kendini bir mahluk belliyor sanki
duyuyor ki nefes
hisle mahçup sesle mukaddes
bana vurulduğunu düşünen toprak sesleri
içimde bir soykırımla varolan herkes
tüm insanlık
beni bir kadından büklümlenen aklımla yargılıyor
içim bulanıyor
içim hışırtılı göğün karanlık tarafına meraklı
benim taraçalarım coğrafi denklemlerle açıklanamaz
benim aklımın ulaşamadığı tafra
dünyada herhangi güzel göllerin yanında değildir
ben
güzel adenlerin kötü adenlere nece hırsla baktığını anlarım
çünki ağzum tüm bu çıbanlıkların en orta noktasındadır
ben ağzumla ortasındayım ülkemin
çünki kelimeleri anlamazken kullanmak
bana bir ortadoğu manevrası gibi gelir
yanlış anlaşılmış taraflarına özgü
ben kollarımla ektiğim insanlıktan yeşerememiş
tüm şeytanları
tüm hor ve hırpa kalmış yanlarımıza
domuz etinden hallice tavırlar eklendi
ben bu yüzden içimde bulantıları
bu yüzden yüzümde yüzsüzleşmiş yüzleri biriktirdim.
ey beni evrenin en köşesinde yaşamaklarla bunaltan fikrim
mademki bedenimde hapsolduğun kadar
bedensiz de varoldun beni meşin seslerin susturduğu günlerde
mademki kırbaç sırtımda
dillerime dolanmış zencirler
bana biçtiğin yürüyüşlerde dizlerimi döven gizler
nerede
söyle
mademki
beni murdar yüzyıllardan binlerce öpmeklere vardıran
sendin
söyle dudaklarında biriken günahın boyun büktüğü
köylülük nerede
söyle rab ve allah ve tanrım
ben biriktirilmiş tüm günahları işleyecek isem
damarımda sevap işleyecek kan kalmamışsa
kan bulanmamışsa daha saklandığımız dağa taşa
resmi evraklarla birtakım müstakil meseleleri çözümleyemediysek
beni göverttiğin kızarmışlık
sana biçtiğim büyüklük kadar yanaklarımda betimleniyor
buldum nerede imiş
beni önce jiletle kesip sonra öpen
buldum
kalın derimin gözle görünür yerlerini
usturayla anlayan çehrem.
İlk edebiyat yazım “Coğrafya Kaderdir” adlı yazımla “Taş Mektep’in Yolcuları” adlı sempozyumda yayınlandı. Bunun dışında Kabataş Lisesinin düzenlediği başka bir sempozyumda 2019 senesi içerisinde Vahhabiler üzerine bir makalem yayınlandı. Şu an aktif olarak Kırık Plak dergisinde yazmaktayım. Fotoğraf çekmekteyim ve Kırık Plak dergisinin fotoğraf atölyesi olan Kırık Mercek mecrasının editörlüğünü yapmaktayım.
