Portreler

Ama Repliklerimiz Fısıldaşır Durur

Biliyorsunuz, hemen her ‘Portre’de eski bir dolabı ya da çekmeceyi, albümü karıştırcasına geçmiş zamanları eşeliyorum. Göz kapaklarının arkasına gizlenmiş gerçeklere ulaşıyorum bazen. Bir yerlerde saklı kalmış, unutulmuş, dün ile yarın arasında terk edilmiş hatıraların istilasına uğruyorum ister istemez. İtiraf edeyim,…

Yazıyı göster
Portreler

Kelaynaklar ya da “Meditasyon ve Epilasyon Seansım da Gürültüye Gitti Bu Arada”

Sağanak aniden bastırmıştı. Islak bir karanlık çökmüştü İstiklal Caddesi’ne. Koşar adımlarla Baro Han’a yöneldiğimi, hatırlıyorum şimdi. Heyecan içindeydim. Esin Afşar müzik çalışmaları nedeniyle uzun süre ara verdiği tiyatroya geri dönmüştü. 80’lerin hemen başıydı sanırım. Televole yaşam tarzları henüz hayatlarımızı bu…

Yazıyı göster
Tiyatro

Takma Kirpiklerle Kalbe Dokunulabilir Mi?

Uzun ama çok uzun bir sessizlik oldu. Ya da sadece göz açıp kapayana dek süren bir sessizlik. Mualla Yücesoy’un kirpiklerinde belli belirsiz çiğ taneleri titreşiyordu yine. Unutulmuşluğun karanlığı ağarmaya yüz tutmuş gibiydi sanki. Gözlerindeki yağmuru elinin tersiyle uzaklaştırdı. Güneş Toprak…

Yazıyı göster
Portreler

Ve Karşınızda Emel Sayın

Ay ışığının denizde, dalgalarda kırılışına takılıyor gözüm bir an. Yakamozlar sanki tüller arasından süzülüyormuşçasına, uçuşmakta. Tuz serpintili bir esinti ile ürperiyorum. Sonbahar. Hava soğuk aslında. Hava soğuk ki, ne soğuk. Zehir zıkkım. ‘Zaman’sız anıların, yaşanmışlıkların anaforundayım epeydir. Dünle şimdi arasında…

Yazıyı göster