Masal dinleyerek büyüme şansınız oldu mu? Benim annemin ya da babamın anlattığı bir masal var mıydı inanın hatırlamıyorum. Sadece çok şanslı olduğumu hissediyordum, biliyordum çünkü kitaplar benim için hep çok ulaşılırdı. Memur bir ailenin üç çocuğundan biri olmama rağmen kitaplar satın almam için yetersiz bütçelerinde hep bir yer vardı benim ve kardeşlerim için.
Yıllar geçti, kitaplarla ilişkim hep baki kaldı. Bu da benim kişisel tarihimin güzel başarılarındandır. Bu konuda hayallerimden biri de yazarlar ile bir araya gelmekti ki biliyorsunuz Arsız Sanat aracılığıyla birçok yazarla buluştum, buluşmaya devam ediyorum.

Bugün de değerli bir yazar ile ödüllü masalı üzerinden bir sohbet gerçekleştirdik. Ayşegül Dede’nin Timaş Çocuk etiketiyle raflarda yerini alan Horozumu Kaçırdılar Bir Keloğlan Masalı kitabı üzerinden birçok konuya değindiğimiz röportajımız sizinle buluşmayı bekliyor.
Keyifle okumanız dileğiyle.

Ayşegül Hanım Timaş Çocuk’tan çıkan ödüllü masalınız Horozumu Kaçırdılar ile mayıs ayında buluştuk. Bu masal, 2018 İstanbul Devlet Çocuk Tiyatroları Onur Ödülü, 2022 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yılın En Yaratıcı Çocuk İçeriği ve 2023 T.C. Kültür Bakanlığı Kültür Yolu Festivali Onur Ödülü ile taçlandırılmış. Hepsi için ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Ödül alma sürecinden ve masalınızın kitaplaşma sürecinden konuşarak röportajımıza başlamak istiyorum. Nasıl bir yolculuğun ardından masalınız ile buluştuk?
İBB şehir tiyatroları çocuk eğitim birimi sorumlusu Deniz Yeşil Mavi beni arayarak içinde masalların ve türkülerin olduğu, ilk defa sahne alacak bir halk edebiyatı performansı sergilememi istedi. TRT Türk Halk müziği ses sanatçısı ve derlemeci Rüstem Avcı ile bir araya gelip ne yapabiliriz diye çalışmaya başladık. Önce çocukların da aşina olduğu anonim yedi türkü seçtik. Bu türküleri içine yerleştirerek tek bir Keloğlan masalı yazdım. Örneğin Keloğlan pazardan aldığı horozunu kümeste bulamayınca “Horozumu Kaçırdılar” türküsünü söylemeye başlayacaktık. Sonra Keloğlan, horozu ararken trene biniyordu tam o bölümde “Tren gelir hoş gelir” türküsünü söylüyorduk. Proje İBB Çocuk Tiyatroları tarafından çok beğenildi. Bir sonraki yıl İBB Kültür İşlerİ ile yirmi dokuz ilçede çocuklara türkülü masal dinletisini gerçekleştirdik. Altı yıl boyunca pek çok okul ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde masal dinletimizi sahneledik. On binlerce çocuğa ulaştık. Bu kadar uzun bir yolculuğun sonunda Timaş Çocuk, hikâyeyi kitaplaştırarak çocuk edebiyatına kazandırdı. İllüstratör Neslihan Görür’ün çizimleri ile Keloğlan yeniden hayat buldu.
Bir masal anlatıcısı olarak masalların çocukların hayal dünyasına katkısı hakkında neler söylemek istersiniz?
Büyüdükçe hayal kurmayı bırakıyor insan… Hayal kurmak, bizi hayatta tutan en önemli olguyu yaşatır aslında…. UMUT etmeyi… Umut insanı büyütür, parlatır ve yeşertir. Her türlü zorlukla mücadele etme gücü verir. Hayal kurmak terapötik bir eylem. Sağaltıcı gücü vardır. Masallar hayal gücümüzü, hayal gücümüz umut etme kasımızı kuvvetlendirir.
Albert Einstein’ın da masallara dair herkesin aşikâr olduğu önemli bir sözü var: “Eğer çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız, onlara masal okuyun. Eğer onların daha zeki olmalarını istiyorsanız, daha fazla masal okuyun.” Masalların hayal dünyasına katkısının yanında eğitici yönünü de değinmek istiyorum. Masallar bize hayata dair neler öğretir?
Masalların içinde iyi ve kötünün ezeli savaşı yer alır. Aynı bizim içimizdeki iyi ve kötünün savaşı gibi… Hayat hep önümüze yol ayrımları çıkarır. Masalların içinde bu senaryoları deneyimleriz. İyi ve kötüyü tercih ettiğimizde, başımıza gelebilecek senaryoları güvenli bir şekilde tecrübe etme fırsatı doğar. Hayatta kalma, en önemli işimizse buna hazırlanmak için kötü senaryolara ve kötülüklere de hazır olmalıyız. Karanlık olmadan aydınlık bilinemez. Masalların karanlık tarafı, ışığın kıymetini göstermek için çok önemlidir.
Siz de bu yolda önemli bir adım attınız ve 2012 yılında Kidsnook Masal Akademisini kurdunuz. Bu akademiyi kurma amacınız neydi? Akademinin çalışmaları hakkında da bilgi verir misiniz?
Masal anlatıcılığı, çocuklarla etkili bir iletişim tekniğidir. Çocuklara dokunan tüm yetişkinleri önce iyi bir gözlemciye ve dinleyiciye sonra ise etkili bir anlatıcıya dönüştürmek için kurduk Kidsnook platformunu. Okullar ve öğretmenlerle çalışıyoruz. Eğitmen eğitimleri, seminerler, yayınlar ve YouTube içerikleri üretiyoruz. Kidsnook’ta Masal Anlatıcılığı bir yöntem ve teknik olarak kullanılırken materyal olarak sessiz kitaplar kullanılıyor. 30 farklı sessiz kitap ve ders planları ile okul öncesi dönem çocukların dil gelişimini destekliyoruz. Kidsnook Türkiye geneli Sivas’tan Lüleburgaz’a, Ankara’dan İzmir’e, MEB’e bağlı yirmi dokuz okulda kullanılan bir dil gelişim destek programı. Biz işini aşkla yapan bir avuç eğitimciyiz.
Masallar bir tekerleme ile başlar, bir tekerleme ile biter. Sizin masalınızda da tekerlemeler ile buluşuyoruz. Bunun yanında türküler ve deyimler ile de buluşuyoruz ve bunları farklı renk ile sunduğunuzu görüyoruz. Hatta kitabınızın arkasında deyimlerin açıklamasına da yer vermişsiniz. Çocuklar için dikkat çekici olmasını istediğiniz ve farkındalık düzeyleri artırmak için mi böyle bir yöntem seçtiniz?
Masalın kendine özgü yapıları var. İğne oyası gibi bir anlatı… İlmek ilmek dokuyorsunuz. Masal ritüelleri ve kalıpları bizim somut olmayan kültürel mirasımız. Bu kendine özgü etnik yapıyı çocuklara aktarmak ve onlar için görünür kılmak istedik. Kitapta yer alan QR kodlar ile türküleri de dinlemeleri mümkün. Tekerlemeler, ritüeller, tekrarlar, deyişler, deyimler, atasözleri, masal kalıpları, türküler hepsi bir iğne oyası gibi iç içe örüldü bu kitapta. Umarım çocukların bu kültür mirasımıza ilgi duymaları için ağızlarına bir parmak bal çalmış oluruz.
Karekod uygulaması ile de türküleri dinleme imkânımız oluyor. Bu anlamda en eski sözlü geleneğimize modern bir dokunuş yaptığınızı, bu değişimlerin mecburi olduğunu söyleyebilir miyiz?
Timaş Çocuk türküleri aynı zamanda klipleştirdi. Popüler kültüre alışkın olan zamane çocuklarının keyif almaları ve ilgi duymaları için kocaman bir ekip çalıştı. Biz çok sevdik, umarım çocuklar da keyif alarak dinler ve türküler dillerine dolanır.
Padişah’ın kızı Aykız; hiç konuşmayan, yüzü hiç gülmeyen bir çocuk. Halbuki çocuklar doğası gereği sürekli eğlenecek bir şey bulur. Aykız’a uzun süredir bakan dadısı bu noktada çok önemli bir tespitte bulunuyor: “Arkadaşı olmayan bir çocuk nasıl eğlensin?” Padişah ise yediği önünde yemediği arkasında, bu kadar konfora sahip bir çocuğun mutsuzluğuna anlam veremez.
Modern(!) ve betonlaşan dünyada daha iyi imkânlarla yaşayan çocuklarımızın daha fazla zorlanmaları, daha fazla psikolojik rahatsızlık belirtileri göstermeleri ve yalnızlaşmaları üzerine neler söylemek istersiniz?
21.yüzyıl çocuklarının her biri padişah çocuğu aslında… Yedikleri önlerinde yemedikleri ardlarında… Armut piş ağzıma düş alıştırdık onları… Ama kronik bir mutsuzluk hâkim çocuklarda. En büyük, ağızlarını dolduran kelime ‘Sıkıldım’… Anne babalardan etkinlik organizatörü, öğretmenlerden animatör olmaları bekleniyor… Yine de mutlu olamıyorlar. Bir çocuğun mutluluğu kendi keşfetmesi için ona zaman ve alan açılmalı!.. Her şey bir kefeye iyi bir oyun arkadaşı bir kefeye… Çocukların yapılandırılmamış, kendi kendilerine sosyalleşeceği ve oyun oynayacakları alanlara ihtiyaçları var. Aslında hikâye mutluluğun formülünü veriyor hem çocuklara hem ebeveynlere.
Keloğlan’ın zor bir hayatı var. Ancak bir yandan da bir horoza bağlılığı, onun sayesinde işine, hayatına tutunması beni bir hayli düşündürdü. Oğlum olduktan sonra ben de oğlumun nesnelere yüklediği anlamlar ve nesnelerle kurduğu bağdan etkilenerek kişiler ve sahip olduğu şeyler üzerine düşündüm. Siz de gözlemlemişsinizdir belki, bununla ilgili örnekleri çoğaltabiliriz. İnsan böyle bir bağa neden ihtiyaç duyar ve bu bağdan nasıl beslenir?
Çocuklar yetişkin dünyasında yeşermeye çalışan yeni filizlenmiş fidanlar gibi… Her gün yetişkinler, hayat meşgalesi içinde üzerlerine basa basa ilerliyor. Kendi varlıklarını dış dünyaya gösterecek dikkat çekecekleri bir alan arayışı içindeler… Yirmi birinci yüzyılda doğmak çok yorucu… Hızla ilerleyen teknoloji, kalabalık şehirlerde kaybolmaktan korkuyoruz… Biz yetişkinler de kendi mantık çerçevemizde fikirleri, nesneleri metalaştırıyoruz, onlarla bağ kuruyoruz… Çocuklar da bunu yapıyor bu çok normal ‘kime göre neye göre doğru?’ dışarıdan bir gözle bakarsak çocukları anlayabiliriz.
Masallar bizim sözlü geleneğimizin en eski ürünü. Bunca köklü bir geleneğin günümüzde yeterince ilgi görmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir masal akademisi kurucusu olarak bu anlamda ne gibi çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Dünyada popüler kültür bizi nereye götürürse hepimiz o yöne gidiyoruz. Sosyal medya bizim dünyaya açılan penceremiz… Kendi öz kültürümüz ve geleneklerimiz popüler kültürün verdiği hazlarla yarışamaz. Don Kişot gibi yel değirmeni ile savaşmak olur bu… Ama gelenek, görenek ve kültürümüzü doğru konumlandırırsak kendi yerinde değer göreceğine inanıyorum. Bu kültür öncelikle ailede başlıyor. Bağlamanın ne olduğunu bilmeyen, hiç türkü dinlemeyen bir ailede büyümüş bir çocuğun bunlara ilgi duymasını bekleyemeyiz. Yeri geldiğinde bunların bize ait olduğunu ve değer verdiğimizi hissettirerek başlamak gerek…
Edebiyat öğretmeni olmanın yanında çocukluk hayalinin peşinden emin adımlarla ilerliyor. Kendi platformunu oluşturarak dostlarını bir araya topladı. Dostlarıyla sanatın her alanında üretim yapıyor ve inatla yapmaya devam edecek. Saplantılı edebiyat takipçisi. Kimi zaman Kafka’nın böceğinin peşinde, kimi zaman Slyvia Plath’in kafasını soktuğu fırının içinde. Kimi zaman Dostoyevski’nin yarattığı ‘Öteki’ ile ilgileniyor.
