Yaz sezonu geliyor malum; boş zaman gezginini artıran, sit alanlarını, antik kentleri, kıyı müzelerini vasıflı vasıfsız ziyaretçiyle yer yer tıka basa dolduran mevsim geldi gelecek. Eylülün kıdemli kültür-sanat ajandasına yer açıncaya dek yazı nasıl daha kaliteli geçirir, ne okur ne izlersiniz, hangi festivalleri kovalar hangi Avrupa şehrinde birkaç büyük meşhur müzeyi gezerek gün doldurursunuz bilmem ama yaza ramak kala İstanbul müzelerimizde yeni neler var, bir görelim…
Mayıs ayı itibarıyla, özellikle Beyoğlu-Galata bölgesi birçok yeni sergiye ev sahipliği yapıyor. İstanbul’un, aşırı sıcaklar basmadan evvel tadının çıkarılacağı son mevsim olan haziran ayında seçenek çok. Peşinen bayram haftasında yapılacak ziyaretlerde gün ve saat kontrolü yapmanızı önerip ilk durağımız olan Casa Botter’e yürüyelim:
Solo Botter adını taşıyan ve bir dizi hâlinde gerçekleşecek sergilerin ilki olarak geçtiğimiz aylarda açılan Selma Gürbüz seçkisinden sonra Casa Botter’de geçtiğimiz hafta Nuri İyem seçkisi açıldı. Selma Gürbüz’ün kadınlarına yuva olan ve İstanbul’un ilk art novueau yapısı olma özelliğini taşıyan Casa Botter’de şimdi İyem’in kocaman gözlü mücadeleci kadınları misafir.
Nuri İyem, bugün en çok tanınan kadın yüzleri serisini 45’li yaşlarından itibaren üretmeye başlamış. Sergide, bu kadınların kaynağı olan ve sanatçının çocukken kaybettiği ablasının fotoğrafını da görüyoruz.

Nuri İyem ablasını ve resimlerine yansıyan gözlerinin çıkış noktasını şöyle anlatıyor:
“Benim hayatımda bir kadının çok büyük bir rolü var. O kadın annem değil, ablam. Annem yaşlı bir kadındı. Son çocuğuydum ben. Ablam bana baktı. O kadar ki, ben annemi pek sevmezdim açıkçası. Ama ablama bayılırdım. Beni dayaktan, her türlü fırtınadan korurdu. Evde bir şey kırdım diyelim, ablam koşar gelir dayaktan kaçırırdı beni. Korkunç şekilde seviyordum onu, her zaman onun peşindeydim. Örneğin Cizre’de tropikal sıtmaya tutuldum. Gün aşırı gelirdi nöbet. Anne diye bağırmazdım, abla diye bağırırdım. O nöbet sırasında beni kucağına alırdı. Uyandığım zaman bir bakardım, gözleri üstümde… On dokuz yaşında evlendi, ilk çocuğunu doğururken de öldü. Ve bir suçluluk duygusu var bende şimdi. Sanki ben ablamı kurtarabilirdim. Buna benzer tuhaf şeyler yaşadım ben. Resimle uğraşmaya başladığım zaman hep bir kadın vardı. İlk zamanlar çok kötü şeyler yapıyordum. Giderek bu kadın portresi gelişti bende. Sonunda, senin üzerinde durduğun ‘göz’ benim tablolarıma giriş için bir anahtar olmaya başladı.”

İyem’in Anadolu Kadınları kadar göz önüne çıkmayan ama mücadelesi bakımından onlar kadar dikkate şayan bir serisinden örnekler de yine bu sergide karşımıza çıkıyor: Sıradan Sevdalar. İyem’in Sıradan Sevdalar serisi, “dönemin erkek egemen eleştirmen ve sanat tarihçilerinin dikkate almadığı” konulardan biri olarak bu sergide ön plana çıkarılmış. Köyden kente göçün en sert koşullarında ayakta kalabilme mücadelesi veren sevgililerin birbirlerine karşı hissettikleri yoğun duyguları içtenlikle yansıtan bu kompozisyonlar, toplumsal dönüşümün çekirdek aile ve bireyde şekil bulan sembolizmi olarak yorumlanıyor. Sergide ayrıca İyem’in otoportresi ve soyut kompozisyonları da izleyiciye sunulmuş.
Beyoğlu-Galata bölgesinin ilgi çekici sergilerine ev sahipliği yapan Salt’ın da iki yeni sergisi var.
Salt Beyoğlu’nda 8 Mayıs-18 Ağustos’ta “temiz ve solunabilir havanın müşterek ve evrensel bir hak olduğu bir dünya için kolektif bir eylemin gerekliliğini” gündeme getiren “Havaya Dair” sergisi görülebilir. Milano merkezli disiplinlerarası bir tasarım stüdyosu olan 2050+ tarafından hazırlanan sergi kapsamında Sular, Rüzgarlar, Araziler Arasında adını taşıyan bir de gösterim programı olacak. Detaylı bilgi edinmek isterseniz: https://saltonline.org/

Salt Galata ise 23 Mayıs’ta açılan “Öyleyse En Başa Dönelim” adını taşıyan sergisinde İspanyol Sanatçı İtziar Barrio’nun teknoloji, emek, madde, kimlik arasındaki kesişimleri düşündüren video enstalasyonları ve filmlerini izleyiciye sunuyor. Sergi eylül ayı sonuna kadar gezilebilecek.
Galata demişken Galata Kulesi’nin restorasyonu da sona erdi ve 25 Mayıs’ta yeniden ziyarete açıldı. Kültür Bakanlığı -fen ve sanatı en son ne zaman bir arada kullandık sorusunu aklımıza getirdiği- açıklamasında restorasyon çalışmalarının “fen ve sanat kurallarına uygun şekilde” tamamlandığını söyleyerek Galata Kulesi’nin “hem kültür mirasımızı koruyacak hem ziyaretçilere ve göçmen ebabil kuşlarına ev sahipliği yapacak şekilde düzenlendiğini” ifade etti. Ancak alınan karar gereği anlık ziyaretçi sayısı 100 kişi olarak belirlenmiş. Her saat başında 100 kişiye kontrollü şekilde giriş imkânı verilecek. Yapının korunması için bunun haklı bir önlem olduğu açık ancak bu demek oluyor ki kulenin çatısından fotoğraf çekmek isteyenler uzun saatler kuyruk bekleyecek.

Yine Beyoğlu’nun ücretsiz kültür mekânlarından Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde çok ilgi çeken “Bir İdealin Peşinde: Atatürk ve Alacahöyük” sergisinden sonra 11 Ağustos’a kadar sürecek olan “Bugünü Resmetmek” Sergisi açıldı. Farklı kuşak ve eğilimlerden sanatçıların bir araya geldiği sergide, popülist ve piyasa odaklı üretim yapan değil eleştirel bir zeminde üretim yapan sanatçıların eserlerinin toplandığı ifade ediliyor. Yaklaşık 30 sanatçının eserleri Burcu Çimen ve Didem Yazıcı’nın küratörlüğünde bir araya getirilmiş.

Yine Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sinema Müzesi’nde de bir başka kıymetli sanatçımız ziyaretçisini bekliyor. Devrim Erbil’in 60 Yıllık Sanat Yolculuğuna tarihi Atlas Sineması ve muhteşem tavan resimleri arasında çıkmak isterseniz sergi 30 Haziran’a kadar sürecek. Devrim Erbil’in İstanbullarına, kızları Renk ve Çiğdem Erbil’in eserleri başta olmak üzere benzer ekol sanatçılarının eserleri de eklenmiş ve ortaya ruhumuzu renklendirecek bir sergi çıkmış.

Pera Müzesi de 23 Mayıs’ta yeni bir sergiyle ziyaretçilerini karşıladı. “Mekanlar ve Metinlerde Denemeler: Ters Yüz Pera” adını taşıyan sergi 18 Ağustos’a kadar görülebilecek. Tanıtım metninde serginin hem İstanbul’daki mevcut sanat kurumlarına ve kentsel çevrelerine dair çoklu bakış açılarını, yüksek kültür ve popüler kültür arasında hareket ederek bir araya getirdiği hem de mimarinin, kurumların kentsel çevreleriyle ilişkilerinde kurucu ve açığa çıkarıcı bir rol oynayarak bu kurumların belirli bir yer ve zamanda nasıl aracılık ettiğini incelediği ifade edilmiş. İstanbul, Ankara, İzmir, Hong Kong, Osaka, Berlin, Weimar ve Almanya’nın diğer kentlerinden sanatçılar bu sergiyle Pera’da bir araya geliyor.

Ayrıca geçen sene kapılarını açan, gezerken şehrimizin güzelliğine yine hayran kaldığımız, yer yer -bilhassa camdan dışarı bakıp bakıp- nerede şimdi benim güzel memleketim diye hayıflandığımız “Meşher’deki Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan İstanbul” sergisi bu yılın eylülüne kadar görülebilecek. Bu sergi kapsamında ilgi çekici etkinlikler de düzenleniyor. 1 Haziran’da Meşher, Boğaz’da yunus ve kuş gözlemi yapmak üzere bir gezi düzenliyor. Ücretsiz ancak sınırlı sayıda katılım olduğu için kayıt yaptırılması gerekli bu etkinliğe bir göz atın derim. İstanbul’da olanlar kaçırmamalı.

Galataport’un gözdesi İstanbul Modern yaz boyunca birden çok sergiye ev sahipliği yapıyor. 15 Şubat’ta Nilay Dursun ve Ümit Mesci küratörlüğünde ziyarete açılan “Zamansız Meraklar” Sergisine ek olarak mart ayında açılan ve ekim sonuna kadar görülebilecek olan “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçının Tanıklığı” Sergisi de yaz aylarında görülebilecek. Dokuzuncu koleksiyon sergisi olarak geçen yıl açılan “Yüzen Adalar” sergisi ise 30 Kasım’a kadar İstanbul Modern’de olmaya devam edecek.
Havaların ısınmasıyla müze etkinlikleri de hızlandı. Pera Müzesi’ndeki konserleri, Sakıp Sabancı Müzesinde “Müzede An, Müzede Suare” gibi başlıklarla düzenlenen açık hava gösterimleri ve diğer organizasyonları da takip edebilirsiniz. Sakıp Sabancı Müzesinde geçtiğimiz yılın sonunda açılan “Unutulmuş Bir Cumhuriyet Kadını: Bütün Yönleriyle Melek Celal” sergisini görmek için haziran son ay.
Doktoralı tarihçi, meslekten müzeci. On yılı aşkın süredir çeşitli müzelerde görev yaptı, şimdilerde bir müzede idareci. Akademide kültür varlıklarının korunması için çalışmalar yapmaya devam ediyor. Okuyup yazmayı, seyahat etmeyi, yeni kültürler öğrenmeyi bir de hayvanları seviyor.
